27 Eylül 2012 Perşembe

Rango


Karayip Korsanları’nın yönetmeni Gore Verbinski; yine Johnny Depp ile işbirliğine gittiği bir filmle karşımızda. Üzgünüm kızlar ama bu filmde Johnny Depp’in yüzünü göremiyoruz. Rango bir animasyon. Hem de oldukça keyifli bir animasyon. Fakat filmi sadece animasyon olarak da tanımlayamayız çünkü aynı zamanda bir western.

Filmin alışıldık bir öyküsü var. Daha önce aynı minvalde birçok film izlemişizdir. Fakat Rango’yu güzel kılan öyküsü değil; öykünün anlatılış biçimindeki yaratıcılık, mizahi öğeler, animasyonlardaki başarı ve karakterizasyonlardaki mükemmellik...

Dediğim gibi öykü tanıdık. Rango bir akvaryumda yaşayan, yalnız bir bukalemun. Aynı zamanda da aktör. Oyunlar yazıp, akvaryumundaki cansız objelere roller dağıtıp, kendi kendine sahneliyor. Açıkçası Rango’yla tanıştığımız sahnede Shakespeare’in çok sevdiğim karakteri Malvolio’nun adının geçmesi ve bir oyuncu olarak kendime düstur edindiğim “acting is reacting” cümlesi daha filmin başında beni içine çekti. Tabii filmin en çok beslemek istediğim hayvanlar arasında olan baykuşlardan oluşan bir koro ile başlamasının da bunda etkisi çok. 

Neyse öyküye kaldığımız yerden devam edelim. Rango, sahipleri arabayla kendisini taşırken, otobanda arabadan düşüyor ve kendisini bir çölün ortasında buluyor. Burada çoğu masalda karşımıza çıkan “ak sakallı dede” figürü bir armadillo olarak karşımıza çıkıyor ve yine tüm masallarda ana etken olan kahramanın kendini tanıma -erginlenme yolculuğu başlıyor.

Bazı oyuncular canlandırabildiği birçok karakter arasında kaybolur ve kendine ait bir kimlik oluşturmakta zorlanır. Hep bu durumun bir oyuncunun başına gelebilecek en büyük felaket olduğunu düşünmüşümdür. Bu nedenle yazarlar kendini tanıyacağı bir maceraya atılacak karakteri, aktör olarak seçmekle doğru karar vermişler.

Rango çölde su bulabilmek amacıyla dolaşırken bir kente ulaşır. Kentte hayat şartları zordur. İnsanların inanacakları bir şeye ihtiyacı vardır. Rango oyunculuğundan gelen yeteneği ve biraz da şansının yardımıyla kentin şerifi olur ve halkın beklediği kahraman haline gelir. Fakat tabii ki ilerleyen süreçte önce gerçek ortaya çıkacak, halk hayal kırıklığına uğrayacak, sonrasındaysa Rango erginlenecek, gerçek bir kahramana dönüşecek, zengin sınıfın ezdiği halkı kurtaracaktır.

Klasik bir hikaye formatı yani, fakat iyi kurgulanmış. Tiyatro metinlerinin en can alıcı unsurlarından oluşan “tanıma” ve “baht dönüşü” doğru zamanda, başarılı bir biçimde senaryoya oturtulmuş. Zaten senaryonun oluşturulmasında tiyatral gelenekten de fazlasıyla yararlanılmış. Tragedyalarda olduğu gibi filmin bir kehanet sahnesiyle açılması, baykuş korosunun tragedyalardaki koronun anlatıcı rolünü üstlenmesi bunun en belirgin göstergeleri...

Filmin en çok öne çıkan özelliği karakterizasyon. Zaten westernler her zaman renkli karakterlere sahip olmuştur. Bir de bu karakterlerin köstebek, böcek, tahta kurusu, fare, kertenkele, kurbağa gibi hayvanlardan oluştuğunu düşünün. Animasyon ekibi gerçekten çok başarılı bir iş çıkarmış. İfadeler çok çok iyi.

Mizahi öğeler yerinde, zorlama espiriler yok. Bu da filmin akıcılığını ve aldığınız keyfi artırıyor. Kahkahalar atmıyorsunuz ama büyük bir zevkle izliyorsunuz. Bol bol aksiyon, minimal düzeyde aşk, mizah, iyi müzik, şahane karakterler... E daha ne olsun? Rango keyifle geçirilecek dakikalar sunuyor. İyi seyirler...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder