8 Ekim 2012 Pazartesi

killer joe

Filmekimi’nde gittiğim bir diğer film de “Katil Joe” oldu. Baştan söyleyeyim; Joe, uşak değil. Ehüühüehe. Bu iğrenç espriden sonra yazının geri kalanının da nasıl bir tavır içinde geçeceği belli oldu sanki. Neyse, Joe bir uşak değil, polis. Fakat Joe’ya gelmeden önce filmin başlangıcına gidelim.

Film inanılmaz yağmurlu bir günde bir gencin, oldukça yoksulların kaldığı bir Karavan Kamp alanında (ya da onlara ne deniyorsa orada) bir karavanın kapısını çalmasıyla başlıyor. Bu gencin adı Chris. Yağmur, şimşekler, hiç durmadan havlayan T-Bone -ki kendisi bir Pitbull’dur- ve Chris’in kapıyı yumruklarkenki haykırışlarıyla oldukça hızlı ve gürültülü bir açılış. Zaten bu hız filmin ana karakterlerinin ve olayın geçtiği ailenin tanıtıldığı bölüm boyunca sürecek ve biz şaşkınlıktan, şaşkınlığa yelken açacağız.

Bir zaman sonra kapı açılıyor. Ama ne açılış. Chris’i karavanın kapısında tıraşsız bir vajina karşılıyor. Bu vajina Chris’in üvey annesi Sharla’ya ait. Chris’le olan konuşmalarından birbirleriyle çok iyi geçinmediklerini hatta hiç geçinmediklerini anlamak güç değil. Onlar kavga ederken bu kez Chris’in babası Ansel içeriye giriyor ve onları ayırıyor. Bir de Dottie var. Chris’in küçük kardeşi. Filmin masumiyet unsuru. Ama ne masumiyet! Uyurgezer olan bu küçük ve sevimli hatun içinde ciddi bir psikopat barındırıyor.
 
Chris’in böyle bağıra çağıra eve dalmasının sebebi, evden kovulmuş olması. Herkes Chris’in  birlikte yaşadığı kadını dövdüğü için kovulduğunu düşünüyor ki Chris daha önceden bu kadını dövmüş. Bir müddet sonra kadının sevgilisi değil öz annesini olduğunu öğrenip şaşırıyoruz. Zaten film bizi sürekli ters köşeye yatırıp şaşırtıyor. Olay şu ki annesi, torbacılık yapan Chris’in kokainini çalıp, birlikte yaşadığı adama veriyor. Chris de kokaini aldığı adama borçlanıyor ve acilen para bulması lazım. Çok sevgi dolu bir aile yapısına sahip olduklarından babasına koşuyor ve annelerini öldürüp sigorta parasına konmayı teklif ediyor. Zaten su katılmamış bir salak olan babası da kabul ediyor. Tüm bunları Dottie’den saklamayı planlıyorlar fakat Dottie birden ortaya çıkıp “annemi mi öldüreceksiniz, bence çok iyi fikir” deyiveriyor.


İşte burada devreye Killer Joe giriyor. Çünkü bir polis olan Joe aynı zamanda bir kiralık katil. Joe’yu parasını iş bittikten sonra almaya ikna ediyorlar fakat o avans olarak bizim için pek de alışılmadık bir şey istiyor ve olaylar gelişiyor.

Aslında filmi anlatmaya aileden başlamamın sebebi filmin bizim için ne kadar alışılmadık bir atmosferde, görmeye alışmadığımız insanlar arasında geçtiğini belirtmek. Yönetmen William Friedkin; toplumun en alt kesiminden insanları biraz da abartılı bir biçimde ele alarak değer yargılarımızı ve ahlak anlayışımızı sarsmak istemiş. Ansel’in şapkasından tutun da başka birçok yerde Amerikan bayrağını izleyicinin gözüne gözüne sokarak ülkenin toplumsal yapısına yönelik bir eleştiri getirdiğini de ortaya koymuş. Filmi izlerken sık sık her şeyin ne kadar sahte olduğunu görüyorsunuz. Tamamen dağılmış bir ailenin halen aynı sofrada mutlu bir aile tablosu çizmeye çalışması gibi… Üstelik evin annesinin biraz önce burnu kırılmış ve yüzü, gözü halen kan içinde.

Film Tarantino ya da Guy Ritchie filmlerinde sıklıkla rastladığımız absürd, eğlenceli fakat şiddet dolu bir atmosferde geçiyor. Kurgu anlamında Tarantino ya da Ritchie’nin izinden gitmiyor. Parçalı veya geridönüşlerle ilerleyen bir kurguya sahip değil. Olayı başından sonuna takip ediyorsunuz. Fakat aynı çetrefilli ilişkiler bu filmde de mevcut. Friedkin’in; Ritchie ve Tarantino’dan ayrılan bir diğer yanıysa şiddeti çok daha irite edici bir biçimde vurgulaması. Yani burada absürdlük ve eğlence şiddet sahnelerinde güldürmeye devam etmiyor. Tam tersi tüyleriniz diken diken oluyor ve yer yer şiddet “festival filmi” boyutlarına ulaşıyor. (evet bence böyle bir eşik var.) Özellikle tavuk budu sahnesi inanılmaz çarpıcı ve huzursuz edici. Şiddetle ve komediyle olan ilişkisi Killer Joe’ya değişik bir tat kazandırmış.

Killer Joe’nun en etkili yanı diyalogları. Diyaloglardaki absürdlük hiç beklemediğiniz anda, hiç beklemediğiniz yerden vuruyor. Zaten karakterler yukarıda da bahsettiğim gibi oldukça ilginç. Tepkileri, davranışları, soruları ve cevapları beklenmedik. Bu absürdlüğün içinde oyunculuklar da çok başarılı. Abartıya kaçmaya çok uygun olan karakterler, tam düzeyinde ele alınıp canlandırılmış. Komik olmak için ekstra çaba sarf edilmeden karakterler yansıtılabilmiş. Özellikle Ansel rolünde Thomas Haden Church’ü çok beğendim. Fakat diğer oyuncuların da aşağıda kalır bir yanı yok. Yönetmen kendi film dilini başarıyla yansıtmış. Teksas’ta geçen filmde Batı Amerika ruhu da açıkça hissediliyor.

Her ne kadar şiddet sahneleri rahatsız edici derecede kuvvetli olsa da Killer Joe keyifle izlenecek bir yapım. Üst düzey bir oyunculuk ve özenli bir film dili sunuyor. Müzikleri ve mekanları da oldukça başarılı seçilmiş. Hızlı, şaşırtıcı, eğlenceli ve etkileyici… İzleyin derim.  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder