27 Kasım 2012 Salı

Parked


Parked; İrlanda – Finlandiya yapımı bir bağımsız film... Yönetmenlik koltuğunda Darragh Byrne var. Olay İrlanda’da geçiyor.

Fred; uzun yıllar yurt dışında kaldıktan sonra İrlanda’ya geri dönüyor. Kalacak hiçbir yeri olmadığından arabasında yaşamaya başlıyor. Oldukça düzenli ve sosyal anlamda çekingen bir karakter. Arabada yaşıyor olması da bu çekingenliğini ve güvensizliğini artıran etkenler oluyor.

Bir sabah kendisi gibi arabasından başka kalacak hiçbir şeyi olmayan, torunu yaşındaki Cathal ile tanışıyor. Cathal başını çeşitli belalara sokmuş bir uyuşturucu bağımlısı... Sonrası bilindik bir hikaye; ortaya çıkan arkadaşlık ikisinin de hayatını değiştiriyor. Cathal hayat biçimini değiştirmek için çabalarken, esas değişim Fred’de gerçekleşiyor. Kendine güvenini yeniden kazanan Fred; yavaş yavaş yalnızlığından kurtulup kabuğunu kırıyor. Cathal; çılgınlıkları ve neşesiyle belki de farkına bile varmadan babası yaşındaki bu adama birçok şey öğretiyor. Hiç beklenmedik bir insan, bir anda hayatına girip diğerine doğru yolu, bu filmde evinin yolunu gösteriyor. 

Öykü bilindik ama buna fazla takılmamak lazım. Zira yapısalcı bir çözümleme yaptığınızda zaten dünya üzerinde yazılabilecek çok fazla senaryo örgüsü de yok. İzlediğimiz tüm yapımlar birkaç olay örgüsünün farklı olaylar ve varyasyonlarla çeşitlenmesi sadece... Çoğu zaman önemli olan bu örgüyü nasıl kurguladığınız ve bu örgü içerisindeki yaratıcılığınız oluyor.


Öyküde en eksik kalan şey, iki karakterin önceki hayatlarına dair anlatılanların çok kısıtlı olması... Hatta birbirleri için taşıdıkları önemi gösteren sahneler de belki biraz daha artırılabilirmiş. Her ne olursa olsun, bu eksiklikler çok fazla göze çarpmıyor ve Parked’ı izledikten sonra damağınızda güzel bir tat kalmasını engellemiyor.

Yönetmen; hayatın içinden, acıtıcı biçimde gerçekçi ve tanıdık duygularla dolu bu öyküyü başarıyla aktarmış. Kamera ve ışık kullanımı yer yer filmi bir görsel şölene dönüştürüyor. Çok fiyakalı çekimler yok belki ama sade ve duru bir anlatımla, çok güzel kareler ve planlar yakalanmış. Özellikle Cathal’ın havai fişeklerin altında uyuyakaldığı sahne çok etkileyici... Tüm gerçekçiliğiyle hayata dair duygular içeren bu öyküyle, Byrne’nin yalın bir estetik taşıyan sinematografisi tam olarak örtüşmüş. Ortaya çok keyifli bir yapım çıkmış. Filmin müziklerinin şahane olduğunu da eklemeliyim.

Parked’ın başrollerinde Colm Meaney ile Merlin’den tanıdığımız Colin Morgan ve kepçe kulakları var. İkili, karakterleri hayata geçirirken müthiş birer performans sergilemiş. Açıkçası güçlü sinematografinin yanında filmin en çok öne çıkan özelliği oyunculuklardaki başarı... Özellikle Morgan’ın performansı çok etkileyici. Meaney ise karakterindeki değişimleri doğallıkla yansıtmayı başarmış. Fred’in genel hüznü içerisinde yaşadığı küçük mutluluklar sizin de yüzünüzde bir gülümseme oluşturuyor. Stuart Graham da Cathal’ın babası rolünde kısa sürede de olsa dikkat çekici bir oyunculuk sahneliyor.

 Şöyle sakin sakin, keyifli bir film izlemek istiyorsanız, Parked birebir... Sizi yoğun bir hüzne boğmuyor. Hatta film bittiğinde mutlu ve huzurlu olduğunuzu fark ediyorsunuz. Hiç planlamadan, şans eseri denk geldim, çok sevdim. Umarım siz de beğenirsiniz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder