1 Nisan 2013 Pazartesi

V Tumane


Biletix sağolsun, biletin üzerine yanlış saat bastıklarından festivalde gideceğim ilk film olan Lisbon’a Gece Treni’ni kaçırdım ve gittiğim ilk film V Tumane oldu. V Tumane bir Rus filmi. Rus edebiyatı gibi Rus sinemasının da kendine özgü bir ruhu var. Rusların sineması, edebiyatlarından derin izler taşıyor. Hele hele V Tumane gibi bir roman uyarlaması söz konusuysa bu izler çok daha belirgin hale geliyor. Sanki planlar değil sayfalar birbirini izliyor, kareler değil heceler akıp gidiyor. Tüm bu akış içerisinde yönetmen Sergei Loznitsa, 2. Dünya Savaşı sırasındaki Beyaz Rusya’yı başarıyla tasvir ediyor. Karakterleri ve karakterlerin içinde bulunduğu çelişkileri, savaş döneminin yarattığı ahlaki sorgulamaları, zor şartların insanları ve ilişkilerini nasıl değiştirdiğini görsel bir şölen eşliğinde betimliyor.

V Tumane; İkinci Dünya Savaşı sırasında Alman işgalindeki Beyaz Rusya’da; arkadaşları asılmasına rağmen Almanlar tarafından serbest bırakılan Sushenya ve Alman casusu olduğu iddiasıyla onu öldürmeye gelen iki partizanın hikayesini anlatıyor. Üstelik partizanlardan biri (Burov), Sushenya’nın çocukluk arkadaşı... Bu üçlünün arasında geçen diyaloglar ve geçmişlerine yaptığımız küçük geri dönüşlerle hem karakterleri hem de savaşın getirdiklerini daha iyi tanıyoruz. Tanımakla kalmıyor, yer yer savaşı yaşıyor, karakterlerin duygularını iliklerimizde hissediyoruz.

 V Tumane’de başka Sushenya rolündeki Vladimir Svirskiy olmak üzere tüm oyuncular filmin havasına uygun olarak biraz teatral fakat muhteşem performanslar sergiliyorlar. Sergei Loznitsa; müthiş karelerle, savaş dönemini çok iyi resmediyor. Köyleri, köy evlerini, köylüleri, dönemin ruhunu bize yaşatıyor. Estetik bir ışık kullanımıyla, çok güzel fotoğraflar izlettiriyor. Rus ormanlarının etkileyici manzarasını bir tek insan ve onun yarattığı savaşın bozduğunu görüyoruz. 
 

Fakat tüm bu olumlu öğelerin dışında, olumsuz yanları da var V Tumane’nin. Bunların başında çok çok ağır temposu geliyor. Fade out-fade in arası geçişlerin bile birkaç saniyeyi bulduğu bir filmden bahsediyoruz. Rus edebiyatının çok sevdiğim o ağır ve kasvetli havası hakim fakat burada yer yer o havanın dağılmasını istiyor insan. Sabit planda, suskun bakışlar karakterin ruh durumunu çok iyi yansıttığında o bakışlar içimize işlerken, yer yer zorlama bir hal alıyor. Hatta bu sükutlar filmden bir an için olsun kopmamıza da neden oluyor. Yine de V Tumane festival filmlerini sevenlere keyifli bir sinema deneyimi sunuyor.








Hiç yorum yok:

Yorum Gönder