22 Ağustos 2013 Perşembe


Gael Garcia Bernal yakışıklı ve yetenekli olduğu kadar, oynayacağı filmleri de iyi seçen bir aktör. Son izlediğim filmi Pablo Larrain’in yönettiği 2012 yapımı “No”. Film bir diktatör döneminde yapılan referandum sürecini anlatıyor.

Diktatör, 15 yıldır baskı ve zulümle sürdürdüğü iktidarına meşruiyet kazandırmak için dış güçlerin de baskısıyla referanduma gitmeye karar verir. Bu referandumun sonucunda evet çıkarsa kendisi 8 yıl daha iktidarda kalacak, hayır çıkarsa demokratik seçimlere gidilecektir. Televizyonlarda hem “evet” kararını destekleyenlerin, hem de “hayır” diyenlerin 15 dakikalık spot kullanma hakkı vardır. “Hayır”cılar, kendi spotlarının hazırlanması için reklamcı Rene Saavedra’yı ikna ederler.

Rene’nin kampanyayı hazırlarken karşılaşacağı birçok zorluk vardır. Diktatörün yarattığı korkuyu ve baskıyı kırmak için mizahı ve eğlenceyi kullanmayı düşünür. Fakat hayırı destekleyen siyasilerin geleneksel ve ciddi tavrı karşısına çıkan ilk engel olur. Halktan uzak, halkın artık bıktığı bürokratlar vardır karşısında ve onlar çekilen acılar üzerinden, korkuyu artıracak, sıkıcı bir kampanya yürütmek isterler. Mizahi dil onlara ciddiyetsiz gelmektedir. Halkın nazarında mizahın ve eğlencenin gücünün farkında değillerdir.

Ayrıca diktatörün polisi Rene’yi ve arkadaşlarını takibe alır, evine saldırılar gerçekleşir, çocuğu ve kendisi tehdit edilir, işten atılmanın eşiğine gelir, aynı şeyleri yaşayan ekibi korkarak, gizlilik içinde kendisine destek vermektedir. Sokaklardaysa açıkça hayır diyeceği belli olan insanlar dövülmekte, mitinglere tazyikli sular ve coplarla saldırılmaktadır. Basın tüm bunları yayınlamamaktadır.

Diktatörü destekleyenler ise rahattır. Referandumu net bir galibiyetle kapatacaklarını düşünmektedirler. Yine de halka ve hayır kampanyasını yürütenlere her türlü korku ve sindirme operasyonlarını uygulamaktan geri kalmazlar. Ülkenin ekonomik açıdan iyiye gittiğini söylerler durmadan... Artık zengin bir sınıf vardır. Bu da açlık sınırında yaşayan % 40 ‘a zengin olabilme umudu vermektedir. Ayrıca hayır diyenler vatan haini, kominist ve teröristtirler. Molotof kokteylleri ve taşlarla polise saldıran vandallardır. Onlar vatanın iyiliğini istemezler, dış güçlerin desteklediği maşalardır. Bu yüzden yabancı basın diktatörün karşısında yer almakta, yalanlar söylemektedir. Ülke iyiye gitmektedir ve bu engellenmemelidir. Tüm kampanyalarını bu görüşlerin üzerinde inşa ederler.

Rene tüm bu propagandalara mizahla karşılık verir. Zaman zaman sansüre uğrasa da bunu da kendi lehine çevirmeyi bilir. Her türlü baskıya ve zulme rağmen kampanyaları halkın ilgisini çekmeyi başarmış, korku eşiğinin kırılmasına yardımcı olmuş görülmektedir. Ayrıca ülkenin tüm iyi sanatçıları onlarla birlikte çalışmayı kabul etmiş, evet kampanyasına ise yalnızca ülkenin yeteneksiz oyuncu ve müzisyenleri kalmıştır.

Filmin sonunu söylemeyeceğim, fakat unutmadan ekleyeyim; film Şilili diktatör Pinochet döneminde geçiyor, yanlış anlaşılmasın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder