29 Eylül 2013 Pazar

Wakolda/Aile Doktoru


Film Ekimi’nin açılışını Wakolda/Aile Doktoru ile yaptım. Arjantinli yönetmen Lucia Puenzo’nun yazıp yönettiği film, gerçek bir hikayeden yola çıkarak Auschwitz’de görev almış Alman SS subayı ve bilim adamı Josef Mengele ile hayatları kesişen bir aileyi anlatıyor.

Aile, Mengele ile Nazi Almanyası’nın çöküşü sonrasında bir yolculuk sırasında tanışıyor. Mengene; Patagonya çölünden geçerek Bariloche’ye gidecektir, fakat çöl yolu bilmeyenlerin seyahat etmesi için tehlikelidir. Bu nedenle Mengene aynı yöne gidecek olan aileyi takip ederek yol alır. Bu sırada gördüğü Lilith, onun çok ilgisini çekmiştir. 12 yaşındaki bu kız çocuğu yaşıtlarına göre oldukça kısa ve çelimsizdir, Mengele ise genetik ve hormonlarla ilgilenen, hamileler ve bebekler üzerinde deneyler yapan tehlikeli bir bilim adamıdır.

Yolculuk bitip kente yerleştiklerinden bir süre sonra Mengele, ailenin işletmeye başladığı otele yerleşmeye karar verir. Bu sırada Lilith’le daha yakından ilgilenmeye ve babasının karşı çıkmasına rağmen, annesinin izniyle, gelişimini hızlandıracak bir tedaviye başlar. Lilith’in annesi Eva ise hamiledir, üstelik ikizleri olacaktır ve bu tam da Mengele’nin ilgi alanıdır. Bu sırada İsrail ise bir Nazi avı başlatmış, ajanlarıyla Hitler sonrası dünyanın dört bir yanına fakat özellikle de Güney Amerika’ya kaçan Nazilerin peşini sürmektedir.

                                                                                                                                
Puenzo; Nazi Almanyası sonrası dönemden sinemanın pek de el atmadığı bir konuyu ele almış. Olayın tarihi boyutunu çok da süslemeden, sadelikle izleyiciye aktarmış. Belgesel yanı kuvvetli bir filmin altına imzasını atmış. İşin dramatik boyutunu da  ailenin Mengele’nin gerçek kimliğini bilmemesini etkili bir gerilim unsuruna dönüştürerek güçlendirmiş. Fakat yine de Wakolda’da eksik kalan bir şeyler var. Belki yukarıda bahsettiğim gerilim dışındaki çatışmaların yeterince güçlü işlenmemesi bunun nedeni olabilir. Örneğin İsrail ajanlarının Mengele’yi arıyor olması, babanın Lilith’in muayene edilmesine karşı çıkması daha etkili olarak kullanılabilir, seyirci hikayenin içine çok daha fazla çekilebilirdi. Puenzo, filmin dramatik yönünden çok tarihi yönüne odaklanmış. Lilith’in babasının ürettiği, her biri birbirinden farklı bebekleri, Mengele’nin tek tip fabrikasyona dönüştürme çabasını kullanarak Nazi Almanyası’na ve faşizme yerinde bir gönderme yapmayı da ihmal etmemiş. 

Wakolda, tarihten ilgi çekici bir öyküyü sadelikle ele alan, başarılı oyuncu performansları ve Bariloche’nin sunduğu enfes manzaralarla güçlenen bir film. Kesinlikle bir başyapıt değil ama özellikle tarihe tanıklık etmekten hoşlananların keyifle izleyecekleri bir film.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder