3 Ekim 2013 Perşembe

Omar


Film Ekimi’nde izlediğim ikinci film Paradise Now’dan tanıdığımız Filistinli yönetmen Hany Abu-Asad’ın filmi Omar oldu. Omar; İsrail işgalindeki Filistin’de geçen bir aşk ve direniş öyküsü.

Omar, Tarek ve Amjad; işgal altında yaşayan direnişçi Filistinliler’dir. Gündüz işlerinde çalışıp, bir yandan da eylem için hazırlık yapmaktadırlar. Omar, Tarek’in kardeşi Nadia ile gizli bir aşk yaşamaktadır. Sonunda eylem günü gelir ve üçlünün hayatı başarıyla gerçekleştirdikleri operasyondan sonra tamamen değişir. Omar için tutuklanma, işkence, hainlikle suçlanma, dışlanma ve ikilemlerle dolu bir süreç başlar. Bu karmaşanın içerisinde hayatını, aşkını, dostlarını ve mücadelesini korumak için çabalar. İsrail’in nefesi ensesindeyken bu hiç de kolay değildir.



Omar’da yönetmen Abu-Asad; samimi karakterler, abartısız olay örgüsü ve yalın bir sinematografiyle gerçeklik duygusunu en üst seviyede yaşatmış. Akıcı diyaloglar ve mizahı kullanarak karakterleri ilk andan itibaren seyirciye sevdirmeyi başarmış. Mücadelesi, direnişi ve hepsinden önde gelen aşkıyla Omar ile seyirci arasında güçlü bir bağ ve özdeşleşme oluşturmuş. Üstelik bunları yaparken ajanların, hainlerin, iki taraflı çalışanların kol gezdiği, farklı olasılıklarla dolu kaotik bir ortamda geçen öyküyü tüm inandırıcılığıyla aktarmak gibi zor bir işin de üstesinden gelmiş. Öykünün izleyiciyi sık sık ters köşeye yatıran kurgusu, karakterlerin sıcaklığıyla birlikte filmin en güçlü yanı olmuş. 


 Abu-Asad’ın bu gerçekçiliği yakalamasında oyunculardan aldığı katkının da payı büyük. Omar’da Adam Bakri, Amjad’da Samer Bisharat ve Nadia’da Leem Lubany’nin performansları oldukça doğal, Tarek rolünde Iyad Hoorani ise yer yer bu üçlüye ayak uydurmakta zorlanmış. Waleed Zuaiter ise devletin kirli taktiklerini ustaca kullanan İsrailli ajan Rami rolünde incelikli bir oyunculuk sergilemiş.

Omar; güçlü bir öykü eşliğinde, işgal altındaki Filistin’i başarıyla resmediyor. Omar’ın aşkı ve mücadelesi, izleyiciyi soru işaretleriyle dolu bir yolculukta kendini sorgulamaya ve Omar’ın ikilemlerini derinden yaşamaya çağırıyor.